Yatırımcıya girişim sermayesi tavsiyeleri

Gülman Group hangi alanlarda faaliyet gösteriyor?

Babam Kemal Gülman’dan süreci devraldığım şirketimiz 1952’de kuruldu. Babam 1952-1977 arasını, daha çok ithalat ihracat kimyevi malzemeler gibi sektörlerde ticari faaliyetlerle geçirmiş. Biraz birikim olunca da yurt dışından yabancı arkadaşları ve iş yaptığı insanların da tavsiyesi ile arsa yatırımlarına başlamış. İlk başta daha çok Bodrum’da daha sonra ise İstanbul’da yatırımlarına devam etmiş. Tabii o zamanlar çok daha uygun fiyatlara daha büyük metrajlı arsalar alınabiliyormuş. 80’li yıllarda ise arazileri kat karşılığı vererek gelire dönüştürmeye başlamış. Babam o süreçte ticari faaliyetleri azaltıp, ticari gayrimenkul ve konutta yoğunlaşınca, şirketin amiral gemisi de gayrimenkul olmuş.

2013 yılında, Gülman Group Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO olarak göreve başladım. Babam Kemal Gülman da Onursal Başkan oldu. Bu tarihten itibaren babamla istişare ederek yeni iş kollarını grup bünyesine katmaya liderlik ettim. 2019 yılında yenilenebilir enerji elektrik işine girerek, 2020 itibari ile hazır lisanssız GES tesisleri satın almaya başladık. Yenilenebilir enerji önemli bir yatırım alanı bizim için. Güneş ve rüzgâr enerjisi alanında biraz daha büyümek istiyoruz.

2021 yılında ise babamın da yönlendirmesiyle girişim sermayesi ile ilgilenmeye başladık ve 2022 yılında Gülman Ventures A.Ş.’yi kurduk. Girişim sermayesi çok riskli ve geniş bir alan olduğu için direkt şirketlere yatırım yapmak yerine, güvendiğimiz, vizyonuna inandığımız, fonlar aracılığıyla yatırım yapmayı tercih ediyoruz. Şu anda gelir modelimiz şöyle çalışıyor; kat karşılığı iş yaptığımız, gayrimenkulden elde edilen gelirleri enerjiyi büyütmek için kullanıyoruz. Enerjiden sarkan geliri de girişim sermayesine yatırıyoruz. Yatırım stratejimizi bu şekilde belirledik ve çok fazla sektöre dağılmamaya gayret gösteriyoruz. Çünkü girişim sermayesinde zaten istesek de istemesek de 35 farklı sektöre dolaylı olarak yatırımımız oldu.

Kemal Gülman anı kitabı “İŞ’TEN HİKÂYELER” de tecrübe ve tavsiyelerini paylaşıyor.

SİMYA FONU

Bu fonlar Türkiye’de kurulu fonlar mı?

Türkiye’den, Revo Capital, 212, 500 Emerging Europe ve bir de Girişimcilik Vakfı’ndan dolayı yeni tanıştığım Founder One adında erken aşama etki fonu var. 212’nin kurduğu 3’üncü fona paralel olarak, Türkiye’deki tohum ve tohum öncesi yani daha fikir aşamasında olan projeler için oluşturulan Simya fonuna da yatırım yapıyoruz. Diğerleri ise Avrupa ve Amerika’daki fonlar. Hem öncelikle Türk girişimcileri tercih etmeleri hem de daha sık ziyaret edebiliyor, yüz yüze görüşebiliyor olmamızdan dolayı Türkiye’deki fonlara daha çok ilgimiz oldu. Maalesef ülkemizden dünyanın her yerine çok eğitimli bir beyin göçü söz konusu. Amerika’da da olsa, Türklerin kurduğu, yönettiği girişimler var. Bununla birlikte Türkiye’de kendini ispatlamış, dünyaya açılmış Getir gibi Martı gibi markalar da var. Fonlar üzerinden bu şirketlere yatırım yapma fırsatı da yakalıyoruz.

Geçen yıl ne kadar oldu fonların getirisi?

Geçen yıl yüzde 97 getiri sağlayan da oldu yüzde 10’da kalan da oldu. Ama başlangıç noktamıza göre ortalama yüzde 40 yukarıda olduğunu söyleyebiliriz.

BİR FONA TAKILMAYIN

Girişim sermayesine yatırım yapmak isteyenlere tavsiyeleriniz neler?

Girişimcilere her zaman fon yatırımlarını tercih etmelerini öneriyorum. Fon yatırımı size beli bir kültür kazandırıyor. Üç ayda bir rapor geliyor. Bu raporda hangi şirket ne yapmış, ne olmuş, ne kadar para yatırmış, hangi şirket değerlendirilmiş ama karar verilmemiş yani kısaca piyasada neler olup bittiğini öğreniyorsunuz. Hatta tavsiyem 100 liranız varsa bunu iki üç fona yayın. Sadece bir fona takılı kalmayın. Bu sayede her fonda ne aktivite olduğunu görüyorsunuz. O da size ciddi bir çeşitlilik sağlıyor, piyasadaki farklı oyuncularla tanışıyorsunuz.

Biz de fonlar sayesinde çok şey öğreniyoruz. Bugün bizim yatırım yaptığımız şirket sayısı 245’i buluyor. Oysa 3 ay önce bu sayı 197’ydi. Ben üç ay içinde değil 48, 15 tane şirketle tanışsam dahi karar vermem mümkün olmazdı.

Tarımda neler yapıyorsunuz?

Yaklaşık 5 sene önce tarım yatırımına girerek büyük metrekarelerde; ayçiçeği, buğday, konolo, mısır gibi ürünler üreterek klasik tarım yapıyoruz. Şimdi ise İspanyol ortaklarımızla birlikte Romanya’da blueberry yetiştirmeye hazırlanıyoruz.

Gayrimenkulde neler yapıyorsunuz?

Gayrimenkulde odaklandığımız öncelikli alan lojistik depo yatırımları. İstanbul’da, imar durumu uygun arazilerimizde büyük lojistik firmalarıyla önden kiralayacakları modele göre üretip, onlara kiraya vererek portföyde tutmak istiyoruz. Şu anda en çok odaklandığımız alan lojistik depo. Şu anda faaliyette iki tane depomuz var. Önümüzdeki 7 yıl içerisinde 5 yeni depo daha yapmayı planlıyoruz.

LOJİSTİK FIRSAT

Arazi yatırımlarınız hangi bölgelerde?

Hali hazırda Kocaeli, İstanbul, İzmir ve Bodrum’da bulunuyor. Bodrum’a uzun zamandır yeni bir arsa yatırımı yapmıyoruz. Oradaki mevcut arsaları konuta verdik, villalar yapıldı ve satıldı. Halen elimizde arazilerimiz mevcut ama yeni arsa yatırım fırsatlarını da değerlendiririz.

Lojistik depolama alanında bir fırsat mı görüyorsunuz?

Türkiye’de son 10 senede lojistik rakamları inanılmaz büyüdü, ama mevcut nitelikli depolama alanının yetersiz olduğu da bir gerçek. Hatta eski binalardan, fabrikalardan çevrilmiş bir devşirme depolama sistemi de söz konusu. Halbuki kiracı bunu istemiyor. Kiracılar; yüksek metrajı olan, havalandırması iyi çalışan, aydınlatması iyi olan, kapı girişleri, asansör kapasiteleri yeterli, zemindeki betonu ağırlık kaldırabilen, anayollara girişi olan ve hem mavi yaka hem de beyaz yaka personelin içinde çalışabileceği, hatta dinlenebileceği alanlar olan nitelikli depoların peşinde. Biz de depo tasarlarken; ‘hem ABD hem İngiliz yapı yönetmeliklerini alalım ve Türkiye’yi üzerine ekleyelim, her müşteriye uygun olsun’ diyoruz. Böylece uluslararası nitelikli depolar, hem ulusal, hem uluslararası, hem de çok farklı işler de yapsalar tüm sektörlerden müşterilere uygun hale geliyor. Böylece Washington’daki bir fon bile gelse, Türkiye’de içinde bu kiracıyla birlikte altındaki zeminden bağımsız yatırım yapabiliyor. Dolayısıyla sizin içini doldurup satabileceğiniz bir yatırım aracı haline geliyor.

Biz, depoların üstüne çatılara güneş enerjisi kuruyoruz, yağmur suyunu toplayıp bahçede kullanıyoruz. Depoyu kullanan şirket de borsaya açıksa, uluslararası yatırımcısı, müşterisi veya uluslararası bir kredi kurumundan kredisi varsa, çevreye verdiği zarar daha az olan yapılarda kiracı olmak istiyor. Bunu Avrupa’daki merkezine ya da müşterilerine raporluyor, karbon sertifikası alıyor. Biz de böylece hem çevreyi korumuş oluyoruz, hem pazarlama avantajı hem de daha yüksek bir kira getirisi elde etmiş oluyoruz.

Peki konut alanında yeni proje olacak mı?

İzmir Mordoğan’da Karaburun’a yaklaşık 90 bin metrekarelik bir alanda çok özel bir devremülk projesi üzerinde çalışıyoruz. Ayrıca İstanbul’da Ispartakule’de tünel kalıp yöntemiyle üretilecek 700 konutluk bir proje ve Beylikdüzü’nde de toplam 12-14 bin metrekare civarında bir ofis binası yapacağız.

DEPREM SONRASI YATAY MİMARİ ÖNE ÇIKTI

Depremin gayrimenkule etkisi ne oldu?

Yapmış olduğumuz sitelerdeki konut sahipleri, bizleri arayıp İstanbul ve civarında yatay mimari olan iki katlı evler üretmemizi istiyorlar. Hatta 40-50 kişi bir araya gelip, ‘Yapacağınız projeyi satın almak istiyoruz’ diyenler de var. Dolayısıyla gayrimenkuldeki tercihlerde yatay mimarinin öne çıktığını söyleyebiliriz. Ancak bununla birlikte, zemin ve mimarisine uygun yüksek standartlarla, gerekli mühendislik çözümleriyle yapılan 90 katlı bir bina da gayet güvenlidir ve tercih edilebilir.Bununla birlikte tüketicinin nitelikli talepleri karşısında eski binaların da daha hızlı dönüşmesiyle birlikte gayrimenkul sektöründe çok büyük bir hareket olacağı düşüncesindeyim.

Yabancıların ilgisi ya da konut fiyatları düşer mi?

Yabancı fonların alım güçleri nispetinde cazip yatırımları fırsat olarak değerlendireceklerini düşünüyorum. Ancak fiyatta düşüşten ziyade en fazla ileriye dönük fiyat artışının gecikebileceğini düşünüyorum. Çünkü hem maliyetler çok yüksek, hem de depremle birlikte gayrimenkulde arz eksikliği oluştu. Zira deprem 13,5 milyon vatandaşımızı doğrudan etkiledi ve 3,5 milyon afetzedemiz de, başka illere taşınmaya başladı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir